Derneğin Amacı
Derneğimizin amacı, cinsellik alanında çalışan farklı disiplinlerden profesyoneller arasında eşgüdümü sağlamak, sağlık profesyonellerini cinsel tedaviler konusunda eğitmek, cinsel tedavilerin bilimsel standartlara ve etik kurallara uygun yapılmasını sağlamak ve toplumun cinsel eğitimine katkıda bulunmak şeklinde özetlenebilir.
 
 
Sizden Gelen Sorular
 
Üyeliklerimiz
Skip Navigation Links

Cinsel yönelim ayrımcılığı ve STK'lar

Lambdaistanbul Derneği'nin kapatılmasına yönelik açılan davanın ilk duruşması hafta içinde görüldü. Hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz gerekçesiyle açılan dava usul gereği 18 Ekim tarihine ertelendi.
 
NESRİN YETKİN
 
Toplumlar yalnızca çoğunlukta olanı 'normal' kabul etme ve azınlıkta olan tüm grup, kişi ve durumları yok sayma eğilimindedir. Cinsel eş seçiminde yaygın olan heteroseksüalite olduğu için, azınlıkta kalan homoseksüel ve/veya biseksüel yönelimli kişilerin ya eşcinsel yönelimleri görmezden gelinir, heteroseksüel oldukları varsayılır ya da cinsel yönelimleri nedeniyle açıkça dışlanırlar. 
Eşcinsellik önceleri birçok ülkenin ceza yasalarında suç kabul edildi, ancak 19/20. yy'da suç olmaktan çıktı. Çeşitli tarihsel dönemlerde ve çeşitli ülkelerde cinsel azınlıklara cezalar uygulandı ve/veya birçok ayrımcılık yapıldı. Bunlar arasında işten atma, sosyal ortamlardan dışlama, özel yaşam ihlalleri, haksız tutuklama, dayak, işkence, taciz, tecavüz, hapis, para cezası, kırbaçlama ve hatta idam sayılabilir. Eşcinsellik, psikiyatrik tanı sistemlerinde önceleri kişilik bozukluğu, cinsel bozukluk, cinsel yönelim karmaşası olarak kabul edilirdi. Ancak 1973'te APA (Amerikan Psikiyatri Birliği) ve 1990'da WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kararı ile psikiyatrik tanı sınıflamalarından tamamen çıkarıldı. 
Öte yandan uluslararası cinsel azınlık dayanışması da söz konusu. 1978'de kurulan, Uluslararası Lezbiyen ve Gey Birliği'ne (ILGA) üye beş kıtadan, 90 ülkeden toplam 400 grup var. Cinsel yönelim ayrımcılığı, 1991'den beri, Uluslararası Af Örgütü'nün tüzüğünde yer alıyor. Dünya Cinsel Sağlık Birliği'nin (WAS) 1999 Cinsel Haklar Bildirgesi'nde cinsel ayrımcılıktan uzak olmak, temel insan haklarından biri kabul edilir. Konuyu spesifik olarak ele alan ilk uluslararası insan hakları belgesi olan AB temel haklar şartı, cinsel yönelime bağlı ayrımcılığı yasaklar. Ancak cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa uğramaya karşı çok az ülkede yasal koruma var. (Cinsel yönelim nedeniyle ayrımcılığa uğramamanın anayasal hak olduğu ilk ülke 1994 Güney Afrika.) 
Ülkemizde eşcinsellik hiçbir zaman 'suç' sayılmadı ve yasal olarak 'ceza' söz konusu olmadı. Ancak bu olumlu yasal durum, ne yazık ki eşcinsellere ayrımcılık yapılmadığı anlamına gelmiyor. Birkaç yıl önce TCK'da yapılan değişiklikler sırasında, 'cinsel yönelim ayrımcılığının' da suç sayılması tartışıldı ancak 'cinsiyet ayrımcılığı'nın bunu da kapsadığı ileri sürülerek reddedildi. Sonuç olarak, yeni TCK da cinsel yönelim ayrımcılığını önlemek için yasal koruma sağlamıyor. Öte yandan bu gerekçe cinsellikle ilgili tanımlar konusundaki kavram kargaşasının yaygınlığını da gösteriyor. 'Bedensel cinsiyetimiz' doğuştan belirlenir. Hepimiz kadın ya da erkek cinsel organları ile doğarız. Tek istisna nadir görülen hermafroditlerdir. İlk çocukluk yaşlarında 'cinsel kimliğimiz' gelişir, "Ben kadınım" ya da "Ben erkeğim" duygumuz oluşur. Bunun istisnası da gene nadir olan cinsel kimlik farklılıklarıdır. Ergenlikten itibaren de 'cinsel yönelimimiz' belirginleşir. Kendimize kendi cinsimizden birini cinsel eş olarak istiyorsak eşcinsel, karşı cinsten birini istiyorsak heteroseksüel, her ikisini de istiyorsak biseksüel oluruz. Bu üç cinsel yönelim de birbirine eşdeğerdir ve hiçbiri psikiyatride, en az 30 yıldır hastalık ya da bozukluk olarak kabul edilmiyor. Ayrıca cinsellikle ilgili bu üç temel kavram, bedensel cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim, kişilerin istemli olarak seçtikleri değil, karşı karşıya kaldıkları durumlardır. Hiçbirimiz kadın ya da erkek olarak doğmayı seçemeyeceğimiz gibi, cinsel yönelimimizi de seçemeyiz. Eşcinsel yönelim, keyfi, ahlaki veya istemli bir seçim değildir, aynen heteroseksüel yönelim gibi bir durumdur.
 
Önyargıları değiştirmek 
Toplumsal önyargılar, özellikle cinsellikle ilgili olanlar, doğru bilgilendirme olsa bile, çok yavaş ve güç değişir. Üstelik yanlış bilgilerle pekişmesi ne yazık ki daha yaygındır. Homofobiyi, eşcinselliğe, eşcinsellere karşı yanlış ve eksik bilgilenmeden kaynaklanan, genellemelere dayanan, yeni bilgi ve anlayışlarla karşılaşıldığında değişmeye açık olmayan, olumsuz veya düşmanca tutum, bir önyargı olarak tanımlayabiliriz. Cinsel yönelim nedeniyle ayrımcı davranışların temelinde homofobik inanışlar, önyargılar vardır. Homofobik inanışlar da tüm önyargılar gibi toplumun her kesiminde, öğretmenlerde, psikologlarda, doktorlarda, psikiyatristlerde, medya üyelerinde, hukukçularda, politikacılarda yaygındır ve değişime dirençlidir. Mesleğimiz ve cinsel yönelimimiz ne olursa olsun, hepimiz az ya da çok homofobiğiz. Çünkü hepimiz eşcinselliğe karşı olumsuz değer yargılarının yaygın olduğu bir toplumda yetiştik. Hepimiz bu homofobinin izlerini düşüncelerimizden, duygularımızdan ve belki de en önemlisi dilimizden temizlemek zorundayız. Toplumun bilgilenmesinde rol oynayan tüm profesyoneller bu işlevi yerine getirirken doğru bilgiler vererek önyargıların kırılmasına yardım edebileceği gibi, yanlış bilgiler vererek ya da farkında olmadan verdiği yanlış mesajlarla, önyargıların pekişmesine, sürmesine de neden olabilir. Oysa, eşcinsel/biseksüel bireylerin sorunları, eşcinsel olmalarından değil, eşcinselliği normalize edemeyen, ötekileştiren bir sistem içinde yaşıyor olmalarından kaynaklanır.
 
Örgütlenme 
Uluslararası eşcinsel dayanışma hareketlerine paralel olarak, ülkemizde de eşcinseller 90'lı yıllarda örgütlenmeye başladı, 1993'te Lambdaİstanbul, 94'te KAOS-GL kuruldu. 2000'li yıllarda üniversitelerde topluluklar oluşmaya başladı. AB'ye uyum kapsamında dernekler yasasındaki değişikliklerden sonra, bu eşcinsel örgütler dernekleşmeye başladı, KAOS-GL Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği, Lambdaİstanbul LGBT Dayanışma Derneği, Bursa Gökkuşağı Derneği, Pembe Hayat LGBT Dayanışma Derneği gibi. 2005'te, Ankara Valiliği KAOS-GL'nin, "genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı" olduğu için kapatılmasını istedi, savcılık 'eşcinselliğin ahlaksızlık olmadığını ve örgütlenme hakkını' savundu ve dava açılmadı. Diğer derneklerin kuruluşlarında da benzer süreçler, valiliklerin kapatma girişimleri yaşandı. Ancak Lambdaİstanbul LGBT Dayanışma Derneği için, bu süreç farklılaştı, Valilik üst mahkemeye başvurdu ve dava açılmasına karar verildi.
Genel olarak homofobinin yaygın olduğu toplumlarda, bireyler açısından da içselleştirilmiş homofobi, kaygılar yaratmaya adaydır. Bireylerin eşcinsel olduklarını fark etme ve kabullenme sürecinde, bu kaygılarıyla baş edebilmeleri için profesyonel yardım kadar, belki daha da çok kendileriyle benzer sorunları yaşayan kişilerle tanışmaya, dayanışmaya gereksinimleri olur. Eşcinsel sivil toplum kuruluşları, dernekler genel olarak toplumdaki homofobinin azaltılmasına katkıda bulunduğu gibi, özel olarak da eşcinsel bireylerin dayanışma gereksinimine yanıt oluşturuyor. Cinsellik alanında çalışan mesleki bir dernek, bir STK olarak CETAD, 2001 yılından beri profesyonellere 'Cinsellik ve Cinsel Tedavi Eğitimi' veriyor. Bu eğitimlerde, çoğunluğu psikiyatrist ve psikolog olan profesyonellerin cinsellikle ilgili önyargıları arasında homofobik önyargıların önemli bir yer tuttuğunu gördük. STK'lar arası işbirliği ile, homofobik önyargıları tartışırken, profesyonellerin yanı sıra Lambdaistanbul gönüllülerinin sunumlarından da yararlanıyoruz. 
Tüm toplumsal önyargılar, özellikle cinsellikle hele eşcinsellikle ilgili olanlar, doğru bilgilerin ortaya çıkmasından çok sonra ve çok yavaş değişirler. Bu nedenle cinsellik alanında çalışan tüm profesyonellerin önce kendi homofobilerine karşı içgörü geliştirmeleri, düşüncelerinden, duygularından ve dillerinden homofobik inanışları temizlemeleri gerekir. Ancak bundan sonra, tek tek bireylerin homofobi kaynaklı kaygılarına yardımcı olabilir ve toplumda homofobinin azalmasına katkıda bulunabiliriz. Cinsellik alanında çalışan profesyoneller gibi STK'nın da bireylerin cinsel haklarının ve toplumun cinsel sağlığının korunmasında sorumlulukları vardır. Bu alandaki STK, önyargılara karşı toplumun doğru bilgilendirilmesinde işbirliği içinde çalışmalı ve her çeşit ayrımcılığa dayanışma ile karşı çıkmalıdır. 
 
NESRİN YETKİN: Dr., psikiyatri uzm., CETAD (Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği) Başkanı 
 
Kaynaklar; 
  1. 'Cinsel çeşitlilik; yönelimler, politikalar, haklar ve ihlaller', Vanessa Baird, Metis Yayınları, İstanbul, 2003. 
  2. 'Cinsel kimlik farklılıkları', Şahika Yüksel, Psikiyatri Ders Notları. Yayına Hazırlayan Adam E, Yazıcı O, Tükel R İstanbul 1998 
  3. 'Bir Alan Araştırması; Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları', Lambdaistanbul, İstanbul, Mart 2006. 
  4. 'Textbook of Homosexuality and Mental Health', Ed: Robert P. Cabaj, Terry S. Stein, American Psychiatric Pres, Washington, DC, 1996. 
 
     
 LookUs & Online Makale